Balans ayarı
Türk demokrasi tarihine "Balans ayarı" vermeye kalkanlara milletin büyük bir çoğunlunun desteğiyle hükümet ve iktidar olan Erdoğan daha sonraki yıllarda "Balans ayarı yaptık " diyenlere öyle bir balans ayarı çekti ki dört teker yerinden söküldü.
Değiştirildi.
Adeta "Öyle balans ayarı yapılmaz, böyle yapılır" dedi.
Yirmi sekiz Şubat 1997 yılının o soğuk ve dondurucu soğuğunda
yalan ve iftiralarla Müslümanlara zulmedildi.
Mütedeyyin insanlara zulmedildi.
Başörtülü kız öğrencilere zulmedildi.
Oğlunu askere yollayıp onun yemin törenine giden baba, sakalı olduğu için...
Oğlunun eline kına yakarak askere yolladığı yavrusunun yeminini duymaya giden anneyi başı kapalı olduğu için askeriyenin kapısından kovanlar bu ülkenin yüksek rütbeli askeri komutanlarıydı.
Demokrasi diyor demokrasinin köklerine balta vuruluyordu.
Demokrasi kuralları ile seçilmiş, Başbakan'a Şeriatçı diye zulmedildi.
Batı medeniyetinin kimliksiz ve yozlaşmış kültürüne abone olan birileri millete zulmettiler.
İnsan haklarını gasp ettiler.
Okuma özgürlüklerini ellerinden aldılar.
Başörtülü üniversiteli kızlarımızı "İkna odalarında" kendi beyinlerinin sözde "Uygar ve medeni" safsatası ile yıkandığı gibi milli, dini ve manevi değerlerinden soyutlamaya kalktılar.
En üst makamdan:
"Başörtülü olarak okumak istiyorlarsa Arabistan'a gitsinler" tavsiyesi geliyordu.
Askeriye ve üniversiteler dahil bir çok kurumda görevli makam, mevki ve ünvan sahibi mütedeyyin kişiler baskı ve zulüm gördüler, işlerinden kovuldular.
Başka yerlere sürüldüler.
Kokuşmuş ve değersiz düşüncelere rağbet edilirken kutsal değerler çiğnenmeye başladı.
Bir çok şehirde sokaklarda aniden ortaya çıkan "Aczimendiler" denen kimlikler zuhur etti.
Bunlar ortamı iyice geriyorlardı.
Ülke siyasi, ekonomi ve askeri yönden kaosa sürüklenirken Siyonist ve Mason zihniyetli, kimliksiz ve kişiliksiz kişiler yapılan zulme alkış tutuyorlardı.
Sürekli demokrasiden bahsedenler demokrasiyi zincirlere bağlarken birileri tencere tava çalıyordu.
Cağaloğlu medyası merhum Erbakan hükümetinin "Yakında İran gibi olacağız, hoca Şeriat getirecek" yayınlarıyla şeriatın ne olduğundan bihaber kitleleri kışkırtıyordu.
Ve derken "Bin yıl sürecek" dedikleri o istibdat dönemi Başbakan Erbakan'ın hükümetten çekilmesi ile ortam durulmaya başladı.
Ancak bu arada ülke kimileri tarafından soyulmuş soğana çevrilmişti.
Bin yıl değil on yıl sonra Erbakan'ın öğrencisi R.T. Erdoğan gereğini hakkıyla yaparak ülkeyi muasır devletler seviyesine getirerek gerçek demokrasiyi ülkesine kazandırdı diyebiliriz.
İşte 28 Şubat böyle başlamış öyle bitirilmişti.